top of page

tuyb 50x40

“Tutkum resimle değil, boyalarla oynamakla başladı. Tutkunun en zoru; hala da başka iddiam yok!... Keşke hiçbir bilgi birikimim olmasaydı; hep çocuksu kalabilseydim. O zaman suçsuz bir sanatçı olarak karşınıza çıkardım” Turgut Atalay (MENGÜÇ A.; s.14)

Cumhuriyet’in ikinci kuşak ressamları arasında yer alan Turgut Atalay, 1918 yılında Konya’da doğmuştur. Eğitimine Şehzadebaşı 10. İlkokul’da başlamış ve daha sonra İstanbul Erkek Lisesi’nde devam etmiştir, buradaki eğitimini yarım bırakarak 1936 yılında Güzel Sanatlar Akademisi’ne başlamıştır. Güzel Sanatlar Akademisi’nde yüksek bölümüne devam etmiş ve 1946 yılında birincilikle mezun olmuştur. Atalay burada Nazmi Ziya Güran, İbrahim Çallı, Léopold- Lévy ve iki yıl süreyle Rudolph Belling atölyesinde eğitim görmüştür. Léopold-Lévy’nin Akademi’deki ilk öğrencileri arasında yer alan sanatçı, henüz öğrenci iken 1937’de Şişli Halkevi, 1938’de ise Şehremini Halkevi’nde kişisel sergiler açmıştır.

Sanat Anlayışı; Turgut Atalay 1938-1949 yılları arasına tarihlendirdiği ilk dönem resimlerinde manzara, portre ve natürmort çalışmıştır. Sanatçının bu yıllara ait manzaraları İstanbul’un Yedikule, Maltepe, Süleymaniye ve Haliç gibi semtlerinden görünümleri içermektedir. Atalay, bu yıllarda okul arkadaşları Selim Turan, Nuri İyem ve Şadi Çalık ile Akademi’den Eyüp sırtlarına, oradan Bakırköy’e yürüyerek gittiklerini ve bu gezilerde İstanbul’u yeniden keşfettiklerini aktarmıştır. Resimlerinde var olan bütün doğa ve kent görünümlerinin derin bir doğa sevgisinin ürünleri olduğunu belirten sanatçının sanatının ilk ve erken evresini kapsayan Yedikule Surları (1940) , Yedikule’de Marul Bahçeleri (1941), Maltepe İstasyonu Arkası (1940) gibi manzaraları konu, renk ve biçim anlayışı ve kompozisyon kurgusu bakımından hocası Léopold-Lévy’nin sanat anlayışına da yakındırlar. Ayrıca, arkadaşlarıyla birlikte Haliç’e, Eyüp’e gidip zamanlarını orada değerlendirmeleri, İstanbul’un günlük yaşamını da keşfetmelerini sağlamış ve bu birlikte gerçekleştirdikleri Liman sergisinin de temelini oluşturmuştur. Balık Ayıklayanlar (1939), Laleli’deki Kızılay İmareti (1940) Haliç ve çevresi yaşayışını resmettiği örneklerdir. Sanatçı Liman sergisinin ve Yeniler grubunun anlayışını ve çalışma yöntemini şu sözlerle aktarmıştır: 

“…Liman Sergisi’nin özü, arkadaşlarımızın birbirine güvenerek bir arada çalışmaları, inançlarıydı. Resimde, sanatçının geniş anlamda yaşadığı ülkeyi kavraması, sırtını bir yere yaslaması gerektiğine inanıyorduk. Aslında bu eylemimiz yani aksiyonumuz, bir yerde reaksiyondu, tepkiydi! Çünkü bu sergi özünde D Grubuna karşı ciddi bir hareketti. Onların resimleri turist gözüyle yapılmış, içinde bulunduğumuz bu ülkeye ve toplumuna yabancılaşmış resimlerdi. Daha doğrusu D Grubundaki arkadaşlar samimi değillerdi. Ya da en azından biz onların resimlerini samimi bulmuyorduk. Yeniler Grubu’nun yaptığı en önemli ve yeni uygulama tek konu belirlemek ve bu ortak konu çevresinde araştırmalar yaparak farklı duyarlılıkta yorumlarla resimler üretmekti. Aslında Akademi’deki öğrenciliğimiz henüz bitmemişti. Tabii, resmin atölyeden sokağa taşınması da başlı başına bir yenilikti. O nedenle Lévy, sergimizin adının “İstanbul Ekolü” olmasını istiyordu; ancak, liman ve oradaki balıkçılar, hepimizin ortak konusuydu.

Turgut ATALAY

1.250,00 $Fiyat
    Ürün Sayfası: Stores Product Widget
    bottom of page